13 Ocak 2015 Salı

Marks'ı aşanlar...





Faiz Cebiroğlu

Türkiye'de,moda oldu: Marks'i aştım. Lenin'i aştım diye. Moda, Fransızca’dır,bir davranış biçimi de oluyor. Moda, güncelde kalmak içindir:Güncelde kalabilmek için, bir öncekini ”yadsımak” ya da”inkâr” etmek oluyor. Marks'ı ya da Lenin'i aştığını iddia eden bu modacılar, güncelde kalmanın mücadelesini veriyorlar.

Aşmak nedir, gerçekten bilmiyorum. Bu sözcüğü, ne sözlü, ne de yazılı olarak hiç kullanmadım. Anlamını bilmediğim sözcükleri kullanmam. Peki aşmak nedir?

Aşmak sözcüğünü, 1978'lerde, Antakya, Dursunlu köyünde, babamdan duymuştum. Bana, Arapça ile; ”se- naktau Cibal!”Türkçesi: ” Dağları keseceğiz!” Dağlar nasıl kesilir? Kesilir, sarp dağlar ”aşılarak” kesilirmiş! Çok dağ kestik.Çok dağ aştık!

Her dağ, ”kestiğimizde” bir önceki dağı yadsıdık! Her dağ,aştığımızda, bir önceki dağın ”tırmanma” basitliğini anlattık.

Aşan aşıyor. Aşanlar dağ ”kesiyor!”

Bugünkü modacılar hangi dağı ”kesmişler” ya da ”aşmışlar?”

Marks'ı”aşanlara” ya da ”kesenlere”, bakıyorum, bir arpa boyu yol ”aşmamışlar!” Nedense, aklıma, Pertev Naili Boratav'ın masal kitabı geldi: Az gittik, Uz Gittik. Evet;“Azgittik uz gittik. Dere tepe düz gittik. Bir de dönüp baktık ki bir arpa boyu yol gitmişiz,”

Marks'ı ya da Lenin'i aşanlara bir bakın:

”Marks'ı aştım: Devlet ve ulus istemiyorum!”

”Marks'ı aştım: Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ilk oyum Selahattin Demirtaş'a, ikinci turda, Ekmel ed-Din'e veriyorum”.

Bu mudur, Marks'ı aşmak?

Bu mudur, politikacı olmak?..

Ama ne yazık ki, Türkiye'de, aşmak, moda oldu. Güncelde kalmak içindir. Güncelde kalmak için şunu, bunu ”aştım” diyenler,hayatlarında ne dağ aşmışlar ne de dağ kesmişler!

Evet....Antakya,Dursunlu köyünde dağlar aştık: Babam,”Sevfa naktu-Cibal!”derdi.

Dağları”keseceğiz” yani dağları ”aşacağız” demek oluyor.

Aşacağız. Dağdan dağa koşacağız. En yüksek dağlarda adımızı ve kimliğimizi yazacağız!

Mücadelemiz,alpinist oldu: Dağcılıktır.

Tırmanacağımız dağlarda bayrağımız olacak: Kimliktir!
Ama Marks'ı aşanlar, Marks'ı ”aşındırıyor.” Marks'ı aşındıranlar, kendilerini küçük burjuva  akımına kaptırıyor. Devletsizlik, ulussuzluk görüntüsü altında, proleterya ile burjuvazi arasında sıkışıp kalıyorlar. Böylesi durumlarda, tekrar Marksizmin – Leninizmin başlangıç ilkelerine başvurmak zorunluluk oluyor. 

Marksizmin – Leninizmin başlangıç ilkeleri nedir?

Fikirlerimi, kolaylık açısından, noktalar  halinde  yazacağım ve başlıyorum, bir:

İnsan toplumunun evrim tarihinde, sınıflara geçişle birlikte devlet doğuyor: Sınıf – devlet oluyor.

İki: Feodalizmin çözülüp, yerini kapitalizme bıraktığı çağda, uluslar doğuyor: ulus -devlet oluşuyor.

Üç: Devlet -  ulus, hem kapitalist toplumlarda, hem de sosyalist toplumlarda vardır. Zira her iki farklı toplumlarda farklı sınıflar vardır. 

Dört: Sınıfların ortadan kaldırılması, yalnızca kapitalistler ile büyük toprak sahiplarinin ortadan kaldırılmasıyla son bulmuyor. Kapitalizmden sosyalizme geçişin sınıf yapısı açıktır: Proleterya ve müttefiki emekçi kitleler, emekçi köylülük.  Bu şu demek oluyor: Emekçi köylülük, kapitalizmde ”ara sınıf” iken, sosyalist iktidarda, proleteryanın müttefiki olarak devlet yönetimine katılır.

Lenin'in ”Devlet ve Devrim” kitabını, çocukluğumda okumuştum, Bu önemli kitapta, hatırlayabildiğim kadarı ile,  şöyle bir tespit vardı: 

”Sınıfların ortadan kaldırılması, yalnızca kapitalistlerin ve büyük toprak sahiplerinin ortadan kaldırılması demek değildir. Küçük meta üreticileri var ki, bunlar kovulmaz ya da ezilmez. Bunlarla yaşamayı öğrenmek zorundayız...”

Beş: Komünizme kadar, sınıf – devlet olacaktır. Zira komünizmin alt evresi olan sosyalizmde sınıflar ortadan kalkmıyor. İşçi sınıfı ve müttefiki emekçi kitleler vardır. Sınıflar varsa, hangi toplum modeli olursa olsun devletin ortadan kalkması mümkün değildir. Sınıflar, ancak, sosyalizmin son aşaması olan, komünizmde biter, söner.

Devam etmeden  önce, bir parenteze ihtiyacım var.

1917 Ekim devrimi ve sonradan kurulan sosyalist Doğu Avrupa ülkelerinde, sınıflar yok olsaydı, çözülme ve karşı devrimler olmazdı. Unutmamak gerekiyor, küçük burjuvazinin olduğu ülkelerde bile, kapitalizme dönüş tehlikesi her zaman vardır. Bunu başka bir yazıda ele almak mümkündür.

Devam ediyorum.

Marks'ı aşanlar ya da ”aşındıranlar”, ne yazık ki, küçük burjuva ütopyacıları oluyor. İki sınıf arasında sıkışan bu takım, kapitalizmden sosyalist iktidara geçişte oluşacak devlete yani sosyalist devlete düşmanca karşı çıkıyorlar. 

Sonuç mu, şudur: Sınıflar, tam anlamıyla kalkıncaya kadar, sınıf – devlet / ulus – devlet vardır. Sosyalizmin son aşaması, komünizme kadar bu böyle sürüp gidecektir.

Marksizmi ”aşanlara”  ya da ”aşındıranlara” iletmek istediğim, politikaya başlangıç ilkeleri bunlar oluyor.

”Aşmak” ya da ”aşındırmak” nedir, bilmiyorum. Türkçe anlamını, hâlâ, bilmiyorum. Ama Arapça anlamı var,  babam öğretmişti. Yıl, 1978.  Antakya, Dursunlu köyünde,  bana, Arapça ile; ”se- naktau Cibal!” derdi.Türkçesi: ” Dağları keseceğiz!” 

Dağlar nasıl kesilir? Kesilir, sarp dağlar ”aşılarak” kesilirmiş! Çok dağ kestik.Çok dağ aştık!

Daha çok dağ aşacağız. Daha çok dağ keseceyiz...Dağdan dağa koşacağız. Kestiğimiz  dağlarda,  işçi snıfının ve tüm ezilen halkların bayrağını dalgalandıracağız!

1 yorum:

özcan dedi ki...

Bileklerin dert görmesin Faiz Can Dost.