19 Mart 2014 Çarşamba

Çağdaş Kawa Mazlum Doğan Ve Newroz...






Mustafa Elveren*

“Her yıl 21 Mart yaklaştığında karnaval havasında heyecan kuşatır Kürtlerin ve Mazlum’un ruhunu. Demirci Kawa direniş geleneğinin Amed zindanında bedenini ateşe teslim ederek özgürlük abidesi oldu. Zulmün kör karanlığında aydınlığa açılan penceredir MAZLUM... (H.Yaşar Yılmaz / Gomanlı)”

Resmi ideoloji tarafından asimile edilip, yok edilmek üzere olan Kürtlüğümü Çağdaş Kawa Mazlum Doğan’dan Öğrendim, ben. O nedenle Mazlum Doğan’ın benim için özel bir önemi vardır. Mazlum’u daha iyi anlamak, anısını yaşatmak ve O’na borçlu kalmamak için GOMANWEB adıyla bir siteyi amatörce yönetmeye çalışıyorum.

Şu ana kadar 100'den fazla yazar dostlarımızın ve amatörce yazan tanıdıklarımızın yazıları sitede yayınlanmaktadır. Sitenin en önemli özeliklerinden ve amaçlarından biri de profesyonel, amatör ve ilk defa kendini ifade etmek isteyen yazarları bir arada tutmaktır. Bunu büyük ölçüde başardığımı düşünüyorum.

Benim herhangi bir illegal örgütle ilişkim yoktur. Diğer taraftan demokrat, sol ve sosyalist tüm örgütlere eşit mesafede olmaya çalışıyorum.

Ancak; MAZLUM DOĞAN’ın köylüm, ilkokul arkadaşım olması ve devrimci kişiliği beni etkilediğini belirtmek durumundayım. Mazlum’un; özelde Dersim, genelde ise Kürdistan ve Ortadoğu’da Çağdaş Kawa rolünü üstlendiğini halklar arasında bilinen bir gerçektir.

Eğer bir gün ülkemizde gerçek demokrasi inşa edilirse, Mazlum'un heykelini Pirim Seyit Rıza'nın yanına dikmek ve Goman'ın Teman Mezrası'nda bir Anıt mezar yapmak için ömrüm boyunca uğraş vereceğim. Bu Mazlum'a karşı benim borcumdur. Eğer bu anıtı yapmayı başarabilirsek Delil, Rahime, Baki, Sedat, Nurhak da (ailelerinin izniyle) bu projede yerini almaları için ayrıca çaba harcayacağım. Bir vakıf veya dernek üzerinden bunu başarabiliriz.

Tüm zorluklara rağmen bu işleri MAZLUM'un anısına yapmaya çalışacağım. Şayet ömrüm yetmezse bile, en azından vicdanım rahat eder.

Son günlerde Kürtlerin, Alevilerin, Müslümanların ileri gelenleri, bazı siyasi parti liderleri ve köşe yazarları tarafından “Mazlumun yanında olmak” söylemi sıkça dile getirilmektedirler. Bu söylem Sevgili Mazlum Doğan’ı çağrıştırdığı için benim de hoşuma gidiyor ve önemsiyorum.

Çünkü Mazlum Doğan; gâh güvercin olup dağlarda barış bildirisini hazırlar, gâh kartal olur mazlumlara zülüm eden zalimlere karşı mücadele eder. İşte Mazlum’un çizgisi budur.

Mazlum Doğan’dan sonra Mehmet Artan Hoca’dan da politik mücadele kültüründen çok şey öğrenmiştim. Tabii ki arkadaşım Şair Adnan Yücel’in katkılarını da unutmam mümkün değildir.

Elazığ-Karşıyaka Lisesi Almanca Öğretmeniyken sendika çalışmalarından dolayı birlikte sürgün kaderini paylaştığım Arkadaşım Mehmet Artan “bölücü terör örgütüne yardım ve yataklık..“ suçlamasıyla ceza almıştı. Tutsak bulunduğu Elazığ Ceza evinde kitap okuduğu bir sırada geçirdiği kalp krizi sonucunda hayatını kaybettiğini bazı makalelerimde dile getirmiştim. Bu acıları unutmak mümkün mü?

 “Evet O; Deniz Gezmiş’in, Mazlum Doğan’ın, Mehmet Fatih Öktülmüş’ün ‘yine çiçekteyiz işte, yine meyvedeyiz...’ diyen ozan yoldaşıdır… (T.Demirer)”  “Ey herşey bitti diyenler/ korkunun sofrasında yılgınlık yiyenler./ ne kırlarda direnen çiçekler/ ne kentlerde devleşen öfkeler/ henüz elveda demediler./ bitmedi daha sürüyor o kavga/ ve sürecek/ yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek! (A.Yücel)

Bu vesileyle demokrasi mücadelesinde hayatını kaybeden arkadaşlarımdan Sevgili Mehmet Artan’ı ve Adnan Yücel’i saygıyla anıyorum.

Pir Sultan ve Seyit Rıza direniş geleneğini sürdüren Mazlum Doğan’ın mücadelesini yükseltmek ve devam ettirmek için Dersim ve Ortadoğu’nun mazlum halklarının aydınları Çağdaş Kawa’ya sahip çıkmalıdırlar.

Çünkü; artık Mazlum gençler (asker-gerilla) bu kirli savaşta ölmesinler. Kürd halkına dayatılan bu kirli savaşa karşı direnip, halkların barışı mutlaka sağlanmalıdır.

Bu konuda yaşanmış çok acıklı bir olayı burada paylaşmak istiyorum;

“20 yıl önce dağa çıkmış gerilla olmuş evli bir köylü evine gider, evinde kalır ve eşi hamile kalır. Bunu duyan askerler köye gider kadını gözaltına alırlar. Kocasını sorarlar, bilmiyorum der. Bu karnındaki nerden peydahladın? derler ve köyü yakarlar. Aile Adana’ya yerleşir, kadın doğum yapar, erkek bir çocuk dünyaya getirir, babası devlet tarafından öldürülür. Ve o çocuk büyür, taş atma suçundan 26 yıla yargılanır, tahliye olur. Şimdi babasının yolunda ve dağlarda. Bir süre önce Dersim’de çatışma esnasında yakalanmamak için el bombasını bedeninde patlatan taş atan çocuklardan mazlum erenciyi hatırlarsınız…” (Arif Akkaya / ÇİAT mail grubu)

Yerel seçim çalışmaları nedeniyle birçok yerde HDP-BDP’ye yapılan saldırıları göz önüne aldığımızda; Facebook’ta paylaşılan şu mesajın anlamını çok iyi anlamak gerekir.

"ELLERİNDE ÇİÇEKLERLE AYAĞINIZA GELİP 'ÇOCUKLARIMIZ ÖLMESİN' DİYENLERİ TAŞLARSINIZ, 'OĞLUNUZ ÖLDÜ' HABERİNİ VERMEK İÇİN KAPINIZA GELEN ASTSUBAYLARI KUCAKLARSINIZ..." (S.Önder)

Geçmişte Newroz kutlamaları etkinliklerinde yaşadığımız devletin o kahredici saldırılarıyla bu gün de zaman zaman karşılaşmaktayız.

Örneğin; “Diyarbakır’da devlet 500 bin Kürd’e Newroz’u yasaklarken sokağa dökülenlere “siz de bir gün sonra kutlasaydınız” diyenlere; Kürdler “siz de 29 Ekim’i bir gün sonra kutlasaydınız” demediler… hiçbir gerekçe göstermeden yasakladılar, yetmiyor copladılar, gazladılar, tutukladılar…  Geçmişte laik Kemalistler Kürdleri eziyordu; bugün AKP, ne farkı var? Dün “hayata dönüş” katliam yapıldı. Bugün aynı planın tekrarı ya da yüzlerce ölümden endişe ediliyorsa ne değişti?  (M. Latif Yıldız / gomanweb)

Tüm baskılara ve yasaklamalara rağmen eğer bu gün ülkemizdeki halklar Newroz bayramını coşku içinde kutlayabiliyorlarsa, bu coşkuda Mazlum Doğan’ın mücadelesi görmemezlikten gelinemez. O nedenle, her Newroz’da Çağdaş Kawa Mazlum Doğan’ı daha iyi anlamak gerekir.

Başta Sevgili Mazlum Doğan olmak üzere inandığı değerler uğruna hayatını kaybeden tüm devrimcileri, sosyalistleri ve demokratları saygıyla anıyor, halkların NEWROZ’unu kutluyorum.

-----------
*Emekli Öğretmen


Hiç yorum yok: